Portekiz parlamentosunda Vatandaşlık Yasasında Değişiklik Önergesi’nin kabulüne giden süreçte önemli rol sahibi aşırı sağ Chega partisi kapanma riskiyle karşı karşıya. Solcu politikacı ve avukat António Garcia Pereira, Chega’nın kapatılması talebiyle yaptığı suç duyurusuyla partinin göçmen karşıtı politikalarının anayasaya uygunluğu tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi
Portekiz vatandaşlığına başvuru için gerekli ikamet süresini beşten on yıla çıkaran Vatandaşlık Yasasında Değişiklik Önergesi’nin parlamentodaki kabulünde önemli bir rolü olan göçmen karşıtı ve aşırı sağcı Chega (“Yeter”) partisi kapanma riskiyle karşı karşıya. Ülkenin solcu geleneğinden gelen avukat, akademisyen ve politikacı António Garcia Pereira, Adalet Bakanlığı’na bir suç duyurusunda bulunarak, anayasaya aykırı davrandığı gerekçesiyle Chega’nın kapatılmasına yönelik sürecin başlatılmasını talep etti. Pereira aynı zamanda Chega Genel Başkanı André Ventura ile diğer parti yöneticileri hakkında “halkı kin ve nefrete sürükleme” suçundan soruşturma açılmasını ve “toplumun bir kesimine yönelik nefret ve şiddeti körükledikleri” gerekçesiyle bazı parti afişlerinin kaldırılmasına yönelik idari sürecin başlatılmasını istiyor.
Ülkenin önde gelen yayınlarından haftalık Expresso gazetesinde yer alan habere göre Pereira bu talebini Portekiz Cumhuriyeti Anayasası’nın “ırkçı ve faşist” örgütlerin kurulmasını yasaklayan 46’ıncı maddesine dayandırıyor. Örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen söz konusu madde, “silahlı”, “paramiliter nitelikli” ve “ırkçı veya faşist ideoloji sergileyen” dernek ve örgütleri bu kapsamın dışında tutuyor. Pereira, suç duyurusuyla ilgili yaptığı açıklamada Chega üyelerinin demokrasinin bu temel ilkelerini sistematik sayılacak bir düzen ve sıklıkta ihlal ettiğini öne sürüyor. Ventura’nın “Ülkenin üç Salazar’a ihtiyacı var” diyerek faşist diktatör António de Oliveira Salazar’a selam gönderdiği konuşması, “Burası Bangladeş değil”, “Romanlar kanunlara uymalı” gibi göçmen karşıtı ifadelerin yer aldığı Chega afişleri, Pereira’nın suçlamasını temellendirdiği vakalardan sadece birkaçı.
Daha önce de “nefret söylemi” gerekçesiyle hukuki süreçlere konu olan Chega’nın bu durumlarda sıklıkla başvurduğu “ifade özgürlüğü” ilkesi ise Perreira’ya göre partililerin bu eylemlerini açıklamak için yeterli değil. Avukat, yaptığı açıklamada Ventura dahil parti yöneticilerinin belirli gruplardan kişileri “ırkları, ten renkleri, etnik-coğrafi kökenleri ve dinlerinden dolayı açıkça itham ettiğini ve bu gruplara yönelik ayrımcılığı, nefreti, hatta şiddeti körüklediğini” söylüyor. Son dönemde farklı şehirlerde azınlık mensubu Portekiz vatandaşlarının maruz kaldığı şiddetli saldırılara dikkat çeken Perreira, bunların sonucunda toplumsal endişenin ortaya çıktığını ve söz konusu gruplardan kişilerin hareket özgürlüğünün kısıtlandığını vurguluyor.
Son seçimde oyların yüzde 23’ünü alarak parlamentodaki en güçlü partilerden biri olan Chega, iktidardaki AD (“Demokratik İttifak”) koalisyonunda yer almamasına rağmen koltuk sayısından dolayı gündemi belirleyebileceği bir ağırlığa sahip. AD’nin Avrupa’da yükselişte olan göçmen karşıtlığının gölgesinde hayata geçirdiği “Vatandaşlık Yasasında Değişiklik Önergesi” sürecinde Chega da anayasal yönden en tartışmalı önerileri getirmişti.


