ABD Başkanı Donald J. Trump, Altın Kart vize programıyla ülkenin göç politikalarında köklü bir değişime hazırlanıyor. “Nitelikli göçmen” vaadi 1 milyon dolardan başlayan seçeneklerle ABD’de oturum izni sunacak program, sermaye sahiplerine sağlayacağı avantajla ve yol açması muhtemel güvenlik zaaflarıyla eleştirilerin odağında
ABD başkanlık seçimlerinde kendisine iki kez zafer kazandıran kampanyalarında göçmen karşıtı söylemi öne çıkaran Donald J. Trump, hazineye katkı için yine göçmenlere güveniyor. Halihazırda yürürlükte olan ve ABD’de kalıcı oturum izni seçeneği sunan vize programları, Trump yönetiminden beklenecek şaşaalı bir yaklaşımla “Altın Kart” adıyla sil baştan paketleniyor. Program ilk kez Şubat sonunda, Trump’ın “üst düzey kişilere” ABD vatandaşlığının yolunu açacak bir “altın kart” tasarladığını duyurmasıyla gündeme gelmişti. Ayrıntılar 19 Ekim’de Oval Ofis’te, ticaretten sorumlu bakan düzeyinde yetkili Howard Lutnick’in de bulunduğu bir basın toplantısında açıklandı: Adeti olduğu üzere bu toplantıda da basın mensuplarıyla çatışan Trump, konu vize değişiklikleri paketine gelince üslubunu yumuşattı. “Vergilerimizi büyük oranda düşürecek ve -umarız- bu ülkeye harika insanlar getirecek bir şeyden bahsedeceğiz” diyerek Altın Kart programının oluşturulmasına yönelik başkanlık kararnamesini imzaladı.
ABD’nin istihdam temelli EB-5 vizesinin yerine geçmesi hedeflenen yatırımcı vize programı Trump Altın Kart, bireyler için 1.000.000 dolar, şirketlerin referans olduğu kişiler için ise 2.000.000 dolarlık ücretler karşılığnda ABD’de oturum izni vaat ediyor. Program daha fikir aşamasındayken yaptığı bir konuşmada Trump, “altın kartının” da tıpkı EB-5 vize programı gibi ABD vatandaşlığına geçiş süreci vadettiğini söylemişti. Hükümetin kart başvuruları için açtığı resmî web sitesinde ise “rekor hızda oturum iznine erişim” avantajının altı çiziliyor.
Trump yönetiminin “Altın Kart” programına dair neredeyse tüm açıklamalarında EB-5’le bağlantısının vurgulanması tesadüf değil. ABD yasalarına göre göç kategorilerinden Kongre sorumlu, sil baştan bir vize programı yaratma yetkisi de bu organa ait. Başka bir deyişle, ABD başkanı kendi başına yeni bir göç kategorisi veya vize tipi oluşturamıyor ve bu yöndeki tasarılarını Kongre’nin onayı olmadan hayata geçiremiyor. Bu yüzden, Trump yönetimi, ülkenin göçmenlik politikalarını finans odaklı bir anlayışla yeniden kurgulamaya yönelik “Altın Kart” projesini, halihazırda var olan bir programa, EB-5 vizesine referans vererek gündeme getiriyor. İcraatlerinin yasal dayanaklarını araştırma süreçlerinde Kongre’yle sık sık çatışan Trump, politik bekasının belkemiği konumundaki göç konusunda da kararnamelerle ilerlemenin yollarını arıyor. Ancak, EB-5 vizesine eklenmesi planlanan “altın” fırsatı onay süreçlerinden kurtaran bu taktik, programa dair hukuk ve güvenlik endişelerini dindirmeye yetmiyor.
New York Times’tan Sarah Kessler, henüz “Altın Kart” programının ayrıntıları resmî bir duyuruyla paylaşılmadan önce yayımlanan makalesinde emlak piyasasının göç politikalarındaki bu değişime çok sıcak bakmayayacağını vurguluyor. Zira yazarın aktardığına göre Jersey City’deki Trump Plaza dahil olmak üzere ABD’de dev inşaat projelerinin önemli bir bölümü, Trump’ın Altın Kart’la devredışı bırakmaya çalıştığı EB-5 programının yatırımcılarınca finanse edildi. Hatta Trump’ın bir önceki başkanlık döneminde bu vize programına yaptığı bir ekle damadı Jared Kushner’ın inşaat şirketine yarar sağladığı iddiaları etik ve hukukî tartışmalara konu oldu. Kessler, ABD’li gayrimenkul komisyoncularının EB-5’e ilgilerini ise programın sağladığı finansal rahatlıkla açıklıyor. Programa kalıcı oturum izni ve Yeşil Kart için başvuran yatırımcılar kârı öncelemiyor. Dolayısıyla – yazara göre – gayrimenkul komisyoncuları çok daha hesaplı bir seçenek olan EB-5 programını kolay kolay bırakacağa benzemiyor.
Göç uzmanları aynı zamanda Trump’ın Altın Kart programının bürokraside sıkışmaya yol açacak olmasından da endişe ediyor. Zira 10 Aralık 2025 tarihinde başvurulara açılan program kapsamındaki vizeler halihazırdaki yürürlükteki kategoriler üzerinden tanımlanıyor. ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, aynı tarihte X hesabında yayımladığı bildiride Altın Kart başvuru sahiplerinin “ayrıntılı bir incelemeyi” de içeren “hızlandırılmış” bir süreçte EB-1 veya EB-2 kategorilerinde tanımlandığı şekliyle Yeşil Kart edinebileceğin açıkladı. Yani Altın Kart başvuruları, önceden EB-1 ve EB-2 kategorisine başvurularla beraber değerlendirecek. Halihazırda devam eden başvuru süreçlerine bu ek yük bürokraside gecikmelere ve ilgili birimlerde iş yoğunluğuna sebep olabilir.
Dahası, maddi yatırım odaklı Altın Kart programına başvuranlara “hızlandırılmış vize süreci” vaadi göç politikalarında sermaye lehine bir hiyerarşinin oluşması riskine yol açıyor. Hindistan’ın İngilizce yayımlanan Economic Times gazetesi, yüksek miktarda harçları ödeyebilenlere avantaj sağlayan bu sistemin ne kadar adil olacağına dair şüpheleri beraberinde getireceği görüşünde. Bu da Trump’ın Altın Kart’la ilgili söylediklerini boşa çıkaracak bir gelişme olur. Programı “nitelikli ve denetimden geçmiş göçmenlere sunulan doğrudan bir yol” diye pazarlayan başkan, sermayeyi önceleyen bir düzende bunun nasıl mümkün olabileceği konusunda sessiz. 2025 sonunda Brown ve MIT üniversiteleri saldırılarının şüphelisinin yararlandığı iddiasıyla, kuraya dayalı Çekiliş Vizesi programını iptal eden Trump yönetimi, kendi vize programlarındaki olası güvenlik açıklarını görmezden geliyor.


